Rüya Tabirleri


Rüya Tabirleri ve Yorumları

Rüya Tabirleri sitemizde, gördüğünüz rüyaların tabiri hakkında bilgi edinebilir, rüya tabirlerine yorum yapabilirsiniz.
Rüyanızı arama kutusuna yazarak ne anlama geldiğini öğrenebilirsiniz.
Örnek olarak: Rüyada ağlamak, Rüyada para görmek, Rüyada köpek görmek

Rüya Nedir

Rüya ve uyku hala net açıklanamamış durumlardır. Bilim insanları araştırmalarına devam ederken pek çok uzman da bu konularda farklı görüş bildirmektedirler.
Konuyla ilgili net ve sonsal bilgimiz olmadığından, kendimizce anlamlandırıp, yorumlamalar yaparız. Ne yazık ki “bilim” dediğimizde pozitif bilimi anlıyoruz ve geri kalanları dışarda bırakıyoruz. Oysa tarih boyunca kadim öğretilerde de üzerinde durulan ve önemsenen bir fenomendi rüyalar.


Rüya dediğimizde her ne kadar tek bir bakış açısıyla bakıyor olsak da araştırmalarımızda pek çok katmanı olduğunu görüyoruz.
Bizim ülkemizde felsefeye yeterince önem verilmediği için, disiplinli düşünme gelişemiyor. Felsefeyi “güzel sözler” olarak algılıyoruz çoğunlukla. Bir felsefecinin sözünü beğenip kullanırken yanına başka birinin sözünü koyabiliyoruz. Oysa her birinin görüşlerini temellendirdiği noktalar farklıdır.

Aynı şey psikiyatri için de geçerlidir. Freud, Jung, Fromm rüyalarla ilgili farklı farklı saptamalar yapmışlardır. Genellikle aklımıza Freud gelir ama çalışmalar, araştırmalar devam etmektedir ve her yeni gelen araştırmacı farklı bakış açıları getirmekte, bir öncekini eleştirmekte, onaylamakta ve böylelikle bilinmezle ilgili ufkumuz genişlemekte. Rüyaların katman katman olduğu artık bilinen bir gerçek. Her görülen rüya aynı değil. Bazı rüyalar günlük yaşantımız içinde etkilendiğimiz olayların etkisiyle görülebileceği gibi, bazı rüyalar bilinçdışı (eski söylemle bilinçaltı) alandan kaynak alır. Bilinçdışı rüyalar mitsel alanımızla da ilgilidir aynı zamanda. Yani çocukluğumuzda, henüz dil gelişmeden önceki algılarımızdan da kaynak alır. Diğer yandan korkularımız, kaygılarımız, çaresizliklerimiz nedeniyle bilinçdışına ittiklerimizle ilgili rüyalar var. Aynı anda başka bir yerde olmakta olan şeylerin görüldüğü rüyalar olduğu gibi, haberci rüyalar dediğimiz, gelecekte olacaklarla ilgili gördüğümüz rüyalar da vardır, tabi manevi boyutlu rüyalar da.


Rüyalar ve Uyku Hakkında Ne Biliyoruz

İnternette kısa bir araştırma yaparak rüyalar ve uyku hakkında pek çok bilgiye ulaşabiliriz. Önemli olan bu bilgileri nasıl değerlendirdiğimizdir. Çağımızda bir bilim dini oluşturulmuş durumda, düşünmeden, eleştirmeden, sorgulamadan kabul ederiz. Çünkü bunları yapabilecek donanımımız yoktur. Sadece bilim konusunda değil pek çok konuda da tutumumuz bu yöndedir, kendimizi farklı bakış açılarına kapatırız. Bunun nedeni  o konular hakkında da bilgimiz ve sorgulamamız olmayışındandır. Sonuç olarak ya kabul ederiz ya da reddederiz, böylelikte konuyu kendinde olduğu gibi, asıl olduğu şekliyle anlamaktan uzaklaşırız.

Uyku özetle vücudun dinlenmesi olarak betimlenir. Maneviyat yolcuların bir bölümü ise uykuyu öze dönüş olarak ele alır. Uyanıkken özden uzaklaşırız, uyuduğumuzda da öze döneriz denir.

Konuyu anlayabilmemiz için asıl soru “uyanıklık nedir?” “bilinçli olmak nedir?” olmalıdır.

Uyanık olma durumu korteksin devrede olduğu bir farkındalık durumudur. Bilinç devrededir, göreli olarak farkındalık devrededir. Göreli olarak diyorum çünkü her uyanık insan farkındalıktadır diyemeyiz. Uyanık olduğumuz durumlarda bile farkındalıktan uzaklaşmış olabiliriz. Örneğin bir sorunumuz vardır, büyük bir olay yaşamışızdır vb, aklımız ondadır, zihnimiz onunla meşguldür ve çevremizde olup bitenlerin farkında olmayız. Bu da bir uyku halidir. Hatta böyle bakıldığında çoğumuz uykudayız da diyebiliriz.

Uykuda olduğumuzda korteksin baskısı yoktur, bilinç yoktur. Uyku ortamı her şeyin serbest kaldığı bir alandır da diyebiliriz. Uyanık ve bilinçliyken farkında olmadığımız, hatta bilmediğimiz, kontrolümüzde olmayan alanlar uykuda serbest kalır.

Rüyalar çok önemlidir. Örneğin Bilinçdışı (Bilinçaltı) kayıtların açığa çıkması durumunda, bu konuda yetkin olan kişiler, psikiyatristler bunları değerlendirerek kişinin sağıltımını yapabilmektedirler. Rüyalar yoluyla kişinin psişesini, ruhsal durumunu anlayabilir, uygun tekniklerle bilinçdışını bilince taşıyarak kişinin korkularını, kaygılarını ortadan kaldırabilirler. Biliçdışı rüyalarda genellikle karanlık dehlizlerde, mağaralarda, karanlık ve garip mekanlarda bulur insan kendini.

Rüyalardaki Mitler ve Rüya Tabirleri

Diğer bir önemli konu da mitler. Mitleri bilmeden rüyaları değerlendirmek çok sağlıklı olmaz. Burada devreye simgeler ve semboller giriyor. Neyin ne anlama geldiğinin anlaşılması ve bilimsellik kazanması açısından çok önemli.

Rüya tabirleri söz konusu olduğunda eskilerin bir sözü vardır “ehline söylemek gerek” derler. Buradan rüyaların nasıl yorumlanırsa öyle hayat bulacağı anlaşılabilir. “Simgelerin anlamını bilene anlatın” demek isteniyor olabilir. Acaba rüyaların yaratıcı bir özelliği de var mı diye düşünmeden edemiyor insan.

Rüyaların Katmanları ve Çeşitleri

Rüyaların katmanları olduğu gibi çeşitleri de vardır. Halk arasında “yakaza” denen uyku ve uyanıklık arasında görülen rüyalardır bunlar. Uyumuyorsunuzdur ama tam anlamıyla da uyanık değilsinizdir. Rüyalar konusunda derinlemesine bilgisi olmayan, rüya mekanizmasın bilmeyen insanlar bunları çeşitli varlıklar olarak adlandırırlar çoğunlukla.

Uykudayken çevremizde olanlardan etkilenerek gördüğümüz rüyalar olduğu gibi, rüya içindeyken rüyada olduğunu bilme, hatta rüyayı değiştirebilme durumları da vardır.

Rüyaların siyah-beyaz görüldüğü söylenir ama az da olsa renkli görme olabildiği, hatta kadınların erkeklere oranla renkli rüya görmesinin yaygın olduğu biliniyor.

Halk arasında “rüyayı suya anlatmak” deyimi vardır. Kahve falı bakanlar da hemen fincanı yıkarlar. Hıdrellezde dilek yazıp suya atma geleneği de göz önüne alındığında bu konu da düşündürücü. “Çabuk olsun diye” düşüncesi yaygın olsa da üzerinde düşünülmesi gerekir. Bilimsel gelişmeler bize suyun hafızası olduğunu, duygu ve düşüncelerimize göre şekil değiştirdiğini gösterdi, acaba rüyayı suya anlatmanın bununla ilgisi olabilir mi?

İslam dininde Rüya

İslam dininin aslî kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de de Hz. İbrahim, Hz. Yakub’un oğlu Yusuf ve Mısır hükümdarının gördüğü rüyalardan bahsedilmekte, Hz. Muhammed’in gördüğü bir rüyanın doğru çıktığı Allah tarafından haber verilmektedir.

Yine Kur’an’da ve hadislerde anlatıldığına göre peygamberlerin atası sayılan İbrahim Peygamberin dördüncü kuşaktan torunu olan Hz. Yakup’un oğlu Hz. Yusuf çocukluk yaşlarında bir rüya görür.

Yüce Allah, Bedir savaşı öncesinde Hz. Peygamber’e düşmanlarının sayısını rüyasında az göstermiş, Hudeybiye antlaşması öncesinde ashabı ile birlikte Mekke’ye gireceğine ilişkin gördüğü rüya bir yıl sonra gerçekleşmiştir.

Rüya Tabirleri Araştırmaları

Rüya Tabirleri tarihi, rüyayı psikolojik bir fenomen olarak değil de, bedenden ayrılan ruhun kendine özgü hayatı veya hayaletlerin çıkardığı ses ve görüntüler olarak tasavvur etmekle başlar. Doğu kültürlerinde rüya, belirli dini ve ahlaki kalıplara göre yorumlanmaktadır.
Freud, psikanaliz tekniğine Breuer ile birlikte ve esas itibariyla hipnoza dayanan bir teknikle başlamıştır.38 Freud, psikanalizde izlediği yolla ilgili olarak şunları söylemektedir: “Ruhsal olayların sıkı bir gerekircilik (determinizm) ilişkisi içinde akıp gittiğini düpedüz benimsemekteydim; dolayısıyla, yoğun bir dikkat sonucu hastanın anımsayacağı şeyin aradığımız şeyle ilgisiz tamamen gelişigüzel şeyler olduğuna inanamazdım. Ancak, hastanın aklına gelen şeyin aranılan şeyle özdeş olamayacağını, ortadaki psikolojik durum, yeterince açıklamaktaydı.”39 Freud, nevrozun “bastırma (repression)” mekanizmasından kaynaklandığına emindi ve bu kavram, psikanalizin temel taşı olacaktı.

Kaynak

Bergso, rüyaları bugüne dek bilinçaltına itilmiş hatıraların gün yüzüne çıkması olarak niteler. Eric Fromm ise bu noktada, rüyaların salt bu anlayışlarla ele alınamayacağını, toplumsal olanın da rüyaların anlamını çözmek için önemli bir etken olduğunu öğretisine ekliyor. Fromm’a göre, rüyalar şimdiye kadar insanlığın geliştirdiği tek evrensel dil olan “sembol dili” ile açıklanabilir. Öyle ki, Fromm okullarda yabancı dil eğitiminin yanı sıra, zorunlu olarak bir sembol dili dersinin de okutulması gerektiğini dahi düşünür.

Kaynak

Mircea Eliade, insanın evrendeki benzersiz varoluşunun sırrını açıklayabilecek iki farklı “gerçeklik” olduğunu söylüyor bize Eliade: Mitler ve Rüyalar. İki farklı dünya bu. Mitler Alemi ve Rüyalar Alemi. Peki, aslında ikisi de bir yalana dayanmıyor mu? Yani gerçek olmayana? Gerçeğin arayışında gerçek-olmayandan ne umabiliriz? Mitler, geleneksel, arkaik insanın, “ilkelin” dünyasına açılan bir kapı. Rüyalarsa “modern” insanın bir takıntısı. Meseleyi geleneksel ve modernden açınca, belki de fark etmeksizin son yüzyılın hatta son birkaç yüzyılın en önemli olaylarından birine temas etmiş oluyoruz.

İki uygarlığın bir tarafta geleneğin temsilcisi Doğu ile diğer tarafta modernliğin temsilcisi Batı’nın– karşılaşması ve hesaplaşması. Neyse ki etnoloji, oryantalizm, karşılaştırmalı dinler tarihi, derinlik psikolojisi ve bilinçdışının keşfi, gerçeküstücülük vb. sanattan bilime ve felsefeye kadar pek çok alandaki yenilikler, “tuhaf” ve “yabancı” görünen şeyi anlamayı nispeten kolaylaştırıyor.

Aslında dert hep aynı. İnsanın dünyadaki benzersiz varoluşuna bir açıklama getirmek, onu anlamlı kılmak. Mit Evren’in, dolayısıyla Dünya’nın ve Yaşam’ın, yani İnsan’ın nasıl var olduğunu. yani “gerçekten” var olmuş bir şeyi, meydana gelmiş bir olayı anlatır. Diğer bir deyişle, dünyanın nasıl meydana geldiğinin yorumundan başka bir şey değildir. Eliade bizi gene şaşırtmıyor. Başlangıç zamanına, tanrısal varlıkların gizemli dünyalarına her sayfasında şaşırtıcı düşsel bir yolculuğa çıkartıyor.

Kaynak

Yazar, psikiyatrist, eğitimci, ressam ve bir de seyyah olan Carl Gustav Jung’a göre rüyanın kaynağı bilinçdışıdır. Bilinçdışında bulunan arketipler rüyada sembollere dönüşürler. Rüyaların içeriğini anlamak için bu sembollerin anlamlarının iyi bilinmesi gerekir. Jung rüyaları büyük rüyalar, ortak rüyalar ve çocukluk dönemi rüyaları olmak üzere üçe ayırır. Rüyaların birçok fonksiyonları olduğunu savunur. En önemli fonksiyonu ise bilinç ve bilinçdışı arasında dengeleyici olmasıdır. Bunun yanında ödünleme, kehanet, dini mesaj, nevrozları yansıtma fonksiyonları vardır. Jung’a göre rüya analizi için bir rüya yeterli değildir. Rüya analizi için bir dizi rüya gerekir.

Kaynak

Bizim yedi tane bedenimiz vardır: 1) Fiziksel, 2) Eterik, 3) Astral, 4) Zihinsel, 5) Spiritüel, 6) Kozmik, 7)Nirvanik.
Her bedenin rüya tipi farklıdır. Batıda fiziksel beden bilinç, eterik beden bilinçaltı, astral beden ise toplu bilinç olarak bilinir.

OSHO

Kaynak

En Çok Aranan Rüya Tabirleri